Bugun...


Didem ÜRER


facebook-paylas







Müslümanlar Kardeştir Öyleyse Kardeşlerinizin Arasını Bulup-Düzeltin
Tarih: 02-01-2014 22:39:00 Güncelleme: 02-01-2014 22:39:00


150 yıldır ülkenin kanını emen Ergenekon belasından neredeyse bütünüyle kurtulma aşamasına gelen Türkiye şu sıralar tarihinin en önemli dönemecinde. Elbette bu dönemeci sağ salim döndükten sonra Türkiye'yi durdurmanın bir daha çok zor olacağını iyi bilen dış güçler çeşitli karmaşık oyunlarla bu atağın önünü kesmeye çalışıyorlar. Bu oyunların içinde belki de en klasik fakat bir o kadar da etkili olan "kardeşi kardeşe kırdırma" yöntemi en sık kullanılanlar arasında.

Nitekim geçtiğimiz günlerde, gündemde birinci sıraya taşınan "Yolsuzluk Operasyonu" bahane edilerek iç ve dış çeşitli çevreler tarafından yürütülen hükümete yönelik siyasi linç kampanyası bunun en son örneği. Söz konusu kampanya ile gerek Türk milletine gerekse Müslüman alemine yakın tarihte en önemli ve en değerli hizmetleri yapan iki güzide grup karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor.

Oysa, olayların her zaman itidal, sükunet ve akılcılıkla değerlendirilmesi gerekir. Eğer gerçekten soruşturma ve yargılamalar sonucunda suçlu olanlar ortaya çıkarsa bunlara kanun ve hukukun gerekli gördüğü cezalar verilir. Şahıslar hata yapabilir, suç işleyebilir, bu son derece doğaldır. Fakat suçlunun en yakınları dahi olsa ilgisi, haberi, bağlantısı olmayan insanlar bu suçtan sorumlu tutulamaz. Hele bu olayda olduğu gibi hükümet ya da Başbakan itham edilemez, şaibe altında bırakılamaz, hükümetin gidişatı etkilenemez.

Bu tür ferdi olayları genele mal edip siyasi bir karalama ve yıpratma malzemesi yapmaya çalışanlar en başta ülkenin istikrarını, itibarını, ekonomisini, kredibilitesini riske atarak ve aşağı çekerek sağduyulu Türk milletinin nazarında hak ettikleri konumu alırlar. Söz konusu kampanyanın sadece ilk üç günlük maliyeti Türk borsalarındaki 29 milyar dolarlık kayıptır.

Tabii ki bu durumdan kazançlı çıkacak kesimler, kendi çıkar ve hesapları açısından Türkiye'nin gelişmesini, büyümesini istemeyen, tam tersine bölünüp parçalanmasını, boyunduruk altına girmesini, kendilerine bağımlı bir tür sömürge devlet haline gelmesini planlayanlardır.

Böyle bir çekişme ve çatışmadan tek zararlı çıkacak ise ne yazık ki Müslümanlardır. Müslümanların, sürüklenmek istendikleri böyle bir kavgadan kazançlı çıkmaları mümkün değildir, çünkü bu durum en başta Allah'ın hükmüne aykırıdır. Allah Müslümanlar arasındaki çekişme ve düşmanlığın onları güçsüz ve etkisiz kılacağını ayette şöyle haber veriyor:

Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)

Dolayısıyla, Türkiye aleyhinde planlanan bu tür oyunlara itibar etmeden Kuran'da belirtilen birlik, kardeşlik ve hüsnü zan ilkeleri esas alınarak hareket edilmelidir. Müslümanları karşı karşıya getirmeye yönelik bu tür fitnelere karşı çok uyanık olunmalıdır. Kışkırtıcı, ara bozucu bir üslup kullanmak şöyle dursun tam aksine yatıştırıcı, uzlaştırıcı, barıştırıcı bir tavır göstermek şarttır. Fitneyi alevlendirmek değil söndürmek ve Müslümanların arasını bulmak her müminin üzerine düşen önemli bir farz ibadettir. Çünkü Yüce Rabbimiz şöyle emretmektedir :

Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. (Hucurat Suresi, 10)

... Eğer mü'min iseniz Allah'tan korkup-sakının, aranızı düzeltin ve Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. (Enfal Suresi, 1)

Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin... (Hucurat Suresi, 9)

Görüldüğü gibi Allah'ın emri çok açıktır. Bir Müslüman'ın Kuran'ın bazı ayetlerini kabul edip bazılarını kabul etmeme gibi bir tavrı asla olamaz. Kuran bir bütün olarak uygulanır ve her Müslüman Allah'ın kendisine emrettiği her emri yerine getirmekle sorumludur. Yukarıdaki ayetlerde gördüğümüz gibi, Müslümanların birbirleriyle çekişmemeleri, gerektiğinde aralarını bulup düzeltmeleri de bu emirlerden biridir. Müslüman aynen namaz, oruç, zekat, hac gibi bu emri de yerine getirmekle mükelleftir.

Peygamber Efendimiz (sav) de ashabına müminlerin arasını bulmayı şöyle emretmektedir :

"Ey Ashabım! Nafile oruç tutmaktan ve sadaka vermekten ve namaz kılmaktan daha faziletli bir amelî size söyleyim mi?" buyurduklarında Ashab: "Evet ey Allah'ın Resulü" dediler. Peygamber şöyle buyurdu: "Aralarında düşmanlık olan iki mü­minin arasını bulmaktır. O müminlerin arasını açmak dini traş etmektir."

''Birbirinize buğz etmeyiniz. Birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinizle alakayı kesmeyiniz. Ey Allahın kulları kardeş olunuz. Bir Müslümanın kardeşini 3 günden fazla terketmesi haramdır. (Buhari- Müslim-Riyazüssalihin; sf. 930)

Başta da belirttiğimiz gibi çatışmaya sokulmaya çalışılan iki grup da vatana, millete, Müslümanlara ve insanlığa yaptığı sayısız değerli hizmetlerle nam salmıştır. AK Parti'nin ve Sayın Başbakanımızın durup dinlenmeden, tüm hayatını ortaya koyarak Türk Milleti'nin kalkınması, refahı, itibarı, onuru, özgürlüğü, zenginliği, barış ve huzuru için gerçekleştirdiği hizmet ve icraatlar ortadadır. Bunları görmezden gelmek, inkar etmek, karalamaya ya da üstünü örtmeye çalışmak çok büyük bir haksızlık ve nankörlük olacaktır.

Diğer yandan, ismi "Hizmet" kelimesiyle adeta özdeşleşmiş olan sevgili Fethullah Hocamız'ın ve kendisine gerçekten bağlı olanların temsil ettiği hareket Müslüman olsun ya da olmasın herkesin saygı, övgü ve takdirlerini kazanmıştır. Son derece güzel bir modernlik anlayışı içinde, dünyanın dört bir yanında açtıkları okullarla insanlara Türklüğü, Müslümanlığı, güzel ahlakı tebliğ eden bu mazlum insanların yaptıkları bunca hizmeti yok sayıp devlete, millete tehlikeli insanlar olarak gösterilmeleri hiçbir vicdana ve anlayışa sığmaz. Fethullah Hocamız'a gönülden bağlı ve onu samimi şekilde seven insanların hükümete, devlete zarar verecek bir hareket yapmaları mümkün değildir.

Aynı şekilde, hükümetimizin de Gülen camiasına bir zarar gelmesine göz yummayacağı bir gerçektir. Nitekim gerek Sayın Başbakanımız gerekse AK Parti ileri gelenleri pek çok kereler Fethullah Hocamız'a olan sevgi, saygı ve muhabbetlerini dile getirmişlerdir.

Sonuç itibarıyle, Gülen camiasıyla AK Parti'nin karşı karşıya getirilmesinin akılsızca ve sonuçsuz bir projeden, son bir çırpınıştan başka bir şey olmadığı ortadadır. Bu nedenle kasıtlı veya saflık ve cehalet nedeniyle dış oyunlara alet olarak Cemaat ile AK Parti'yi güya bir mücadele halindeymiş gibi göstermeye çalışanların buna derhal son vermeleri kendi yararlarına olacaktır. İki Müslüman cemaatin birbirleriyle uğraşması ancak şeytan ve onun dostlarını sevindirir, Türk ve İslam karşıtlarını, Ergenekon örgütünü, PKK'yı, maocuları... memnun eder.

Sayın Adnan Oktar 19 Aralık 2013 tarihinde A9 TV'de yaptığı bir açıklamasında konuyla ilgili şu önemli tespitleri yapmaktadır:

"Cemaati bölmeyi parçalamayı akıllarından çıkarsınlar. Cemaati Ak Parti ile mücadele eden konumuna getirmekten de vazgeçsinler. Ak Parti enerjisini onları yok etmeye harcayacak, onlar da enerjilerini AK Parti’yi yok etmeye harcayacak, bundan küfür memnun olur. Böyle akılsız bir proje olmaz, böyle akılsızca bir projeyi kimse de desteklemez. Böyle  bir şeye müsaade de etmeyiz. Böyle mantık olmaz. O ona o ona.. Zaten Ak Parti'nin belirli bir gücü var, Cemaatin de belirli bir gücü var. İki gücü birleştirip iki 1'i bir araya getirip 11 yapalım. Bir 1 daha eklersek 111 eder. 1'leri bölmeye hiç niyetimiz yok, böldürtmeyiz de.  AK Parti ile de Cemaati karşı karşıya getirtmeyiz, kimse iştahlanmasın.

Kıskanan, haset eden olabilir, mesela AK Parti’ye gıcık olur adam, cemaat onları yıksın isteyebilir, onun için cemaati destekler. AK Parti cemaati, dağıtsın ister, haset ediyordur adam, kıskanıyordur, hiçbir faaliyeti yoktur, onları darmadağın etsinler diyerek içindeki haseti rahatlatmak isteyebilir. Buna da müsaade etmeyiz. AK Parti ile cemaatin arasını bulacağız, kavgayı da sona erdireceğiz. Zaten kavga yok da, böyle gösterilen noktaları da ortadan kaldıracağız." (Adnan Oktar, 19 Aralık 2013, A9 TV)  

Müslümanların konumları, mevkileri, mensup oldukları grup, fikir, görüş ve düşünceleri ne olursa olsun her şeyden önce kardeş olduklarını unutmamaları çok önemlidir. Müslümanlar hayatın akışı içerisinde bazı görevlere gelebilirler, bazı yaşam şekillerini benimseyebilirler, çeşitli ülkelere dağılabilirler. Fakat burada unutulmaması gereken Müslümanın asıl amacının ne olduğunu aklından çıkarmaması, dünyanın geçici bir yer olduğunu hiçbir zaman unutmaması gerektiğidir.

Müslüman bu bilinçle hareket ettiği zaman Kuran'ın bildirdiği: diğer Müslümanların kardeşi olduğu, birbirine saf bağlamış, kenetlenmiş binalar gibi olması gerektiği, haklarına tecavüzde bulunulduğunda birlik olup ona karşı koymaları gerektiği, yeryüzünde büyük bir fitne ve bozgun çıkmasını istemiyorlarsa birbirlerinin dostları olması gerektiği ve inkar edenlerin de birbirinin velisi olduğu gerçeklerini hiçbir zaman unutmamalıdır.

Farklı siyasi görüşler, akımlar, partiler, fraksiyonlar, ideolojik gruplar birbirleriyle çatışabilir ancak Müslümanlar için böyle bir şey asla söz konusu değildir. Bir insan "ben Müslümanım" dedikten sonra artık kardeşlik bağı dışında, diğer Müslümanlarla arasında ne bir siyasi veya ideolojik çatışma ne bir çıkar kavgası ne de bir ihtilaf kalır. İslam kardeşliği dışındaki makam, mevki, görüş ve felsefelerin, dünyevi çıkar ve beklentilerin hepsi değerini ve önemini yitirir. Kendisine yapılacak hiçbir baskı, zorlama ya da menfaat teklifi onu bu bakış açısından döndüremez.

Görüldüğü gibi her sorunun, her krizin, her çıkmazın çözümü eninde sonunda Müslümanların birlik ve kardeş olmalarına, yani İttihad-ı İslam'a gelip dayanmaktadır. Bu nedenle gerek her iki gruba mensup olanların gerek bu fitneye dahil edilmeye çalışılanların gerekse tüm Müslümanların İslam Birliği, Müslümanların sevgi ve kardeşlik çatısı altında tek vücut olarak birleşmeleri için azami dua ve gayret etmeleri son derece hayatidir. 

 

Peygamber Efendimiz (sav)'in alametleriyle haber verdiği ve o alametleri halihazırda bir bir yaşayarak idrak ettiğimiz ahir zaman çok hayret verici, özel ve hareketli bir dönemdir. Tam her şey yatıştı, yoluna girdi derken bu tarz büyük ve önemli olayların gerçekleşmesi ahir zamanın en belirgin özelliğidir. Hadislerden anlaşıldığı üzere daha da şaşırtıcı ve büyük olaylar olacaktır. Allah'ın hepsini bir hayır ve hikmetle yarattığı bu olaylar ise İslam aleminin yaşadığı tüm sorunların çözülmesine vesile olacak, Peygamberimiz (sav)'in müjdelediği Hz. Mehdi (as)'ın zuhuruna kadar böyle devam edecektir. En doğrusunu Allah bilir. 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
Ekrem Karagöl ile Tadında Mutluluk Var
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bu ofiste çalışmak ister misiniz?
    Bu ofiste çalışmak ister misiniz?
  • Moda “cap-toe” ayakkabılar
    Moda “cap-toe” ayakkabılar
  • Polonya’da eski bir saray
    Polonya’da eski bir saray
  • Seks sonrası selfie’si
    Seks sonrası selfie’si
  1. Bu ofiste çalışmak ister misiniz?
  2. Moda “cap-toe” ayakkabılar
  3. Polonya’da eski bir saray
  4. Seks sonrası selfie’si
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Kedinin gıdısında civciv uyuyor İzle..
    Kedinin gıdısında civciv uyuyor İzle..
  • İZMİRLİLER "CHP'YE OY VERDİĞİMİZE PİŞMANIZ" İZLE 15.EYLÜL.2014
    İZMİRLİLER
  • Köpek Balığı Şakası İzle..
    Köpek Balığı Şakası İzle..
  • Başbakan Adayı Ahmet Davutoğlu'nun Hikayesi
    Başbakan Adayı Ahmet Davutoğlu'nun Hikayesi
  • AKP Genel Başkanı Ve Başbakan Ahmet Davutoglu | 21 Ağustos 2014
    AKP Genel Başkanı Ve Başbakan Ahmet Davutoglu | 21 Ağustos 2014
  • Bu Hayvanlara Kesinlikle Yaklaşmayın
    Bu Hayvanlara Kesinlikle Yaklaşmayın
  1. Kedinin gıdısında civciv uyuyor İzle..
  2. İZMİRLİLER "CHP'YE OY VERDİĞİMİZE PİŞMANIZ" İZLE 15.EYLÜL.2014
  3. Köpek Balığı Şakası İzle..
  4. Başbakan Adayı Ahmet Davutoğlu'nun Hikayesi
  5. AKP Genel Başkanı Ve Başbakan Ahmet Davutoglu | 21 Ağustos 2014
  6. Bu Hayvanlara Kesinlikle Yaklaşmayın
VİDEO GALERİ
YUKARI